Jump to

Şirket Kurulmadan Önce İmzalanacak Belge: Kurucu Ortaklar Sözleşmesi

Şirket Kurulmadan Önce İmzalanacak Belge: Kurucu Ortaklar Sözleşmesi

Şirket henüz yokken verilmiş sözlerin hukuki kaderi, startup uyuşmazlıklarının en yıpratıcı başlığıdır. “Yüzde otuzun senin olacak”, “CTO sensin”, “kodu şirkete geçireceğiz” cümleleri, bir yatırım turu geldiğinde ya da bir kurucu ayrıldığında birdenbire ispat sorununa dönüşür. Bu sorunların neredeyse tamamının panzehiri, kuruluştan önce imzalanan tek bir belgedir: kurucu ortaklar sözleşmesi.

Sahada ise ekipler ürünü, markayı, hatta yatırımcı sunumunu aylarca çalışıyor; ama kendi aralarındaki ilişkiyi düzenleyen metne ya hiç zaman ayırmıyor ya da internetten bulunmuş iki sayfalık bir şablonla yetiniyor. Oysa bu sözleşmenin maliyeti birkaç saatlik dürüst bir konuşma ve makul bir kalem işidir; yokluğunun maliyeti ise, aşağıda anlatacağımız gibi, yıllar süren davalarla ölçülür. Üstelik belge yalnızca kavga çıktığında değil, kavga hiç çıkmasın diye de çalışır: beklentileri hizalanmış bir ekip, belirsizliğin ürettiği küskünlükleri baştan tüketir. İki kurucu arasında da beş kurucu arasında da mantık değişmez; değişen yalnızca konuşulacak başlıkların sayısıdır.

Sözlü mutabakat mahkemede ne kadar eder?

Teknik cevap: bir şey eder, ama pahalıya. Türk hukukunda sözleşmeler kural olarak şekle bağlı değildir; sözlü anlaşma da bağlayıcıdır. Sorun geçerlilik değil, ispattır. Sözleşme özgürlüğü sizi kurtarmaz; kurtaracak olan, o özgürlüğün yazıya dökülmüş hâlidir. Pay dağılımına ilişkin bir vaadin içeriğini, koşullarını ve tarafların gerçekten ne kastettiğini, yıllar sonra mesaj kayıtları, e-postalar ve tanıklarla yeniden inşa etmeye çalışırsınız. Mahkeme bu delilleri tartar; süreç bilirkişiye, istinafa uzar ve sonuç iki taraf için de belirsizdir. İşin içine Türk ispat hukukundaki senetle ispat kuralları da girince, tanık dinletme imkânı bile tartışmalı hâle gelebilir; yazışmalar delil başlangıcı sayılırsa kapı aralanır, sayılmazsa dava daha da zorlaşır.

Dava pratiğinde bu belirsizliğin tipik iki mağduru var. Birincisi, kuruluşta pay verilmeyip “ileride hallederiz” denilen emektar: şirket değerlendiğinde elinde hukuken zayıf bir vaat, ekonomik olarak büyük bir beklenti kalır. İkincisi, tersine, şirketin kendisi: erken ayrılan bir ekip üyesi, sözlü vaatlere dayanarak pay talebiyle geri döner ve bu talep, yatırım turunun ortasında bir due diligence bulgusuna dönüşür. Yazılı bir kurucular sözleşmesi her iki senaryoyu da baştan kapatır. Her iki senaryoda da zarar yalnızca dava masrafından ibaret değildir; kurucuların zamanı, ekibin morali ve yatırımcı nezdindeki güven, dosya kapanana kadar erimeye devam eder.

Pay dağılımı eşit olmak zorunda değil, gerekçeli olmak zorunda

Eşit bölüşüm çoğu ekibin varsayılanıdır; çünkü pazarlık etmek rahatsız edicidir. Ama payı eşitleyen ekiplerin önemli bölümü, katkıların eşit olmadığını iki yıl içinde fark eder. Sözleşme aşamasındaki doğru soru “kim ne kadar alacak” değil, “kim neyi taahhüt ediyor” sorusudur: kim tam zamanlı, kim fikri mülkiyeti getiriyor, kim sermaye koyuyor, kim ilişki ağını açıyor. Pay dağılımı bu taahhütlerin karşılığı olarak yazıldığında, ileride “ben daha çok çalıştım” tartışması sözleşmedeki dengeye çarpar ve orada durur. Bu konuşmanın rahatsızlığı, tam da sözleşmenin değerinin kanıtıdır: bugün masada çözülemeyen bir dengesizlik, yarın şirketin en değerli olduğu anda çözülmeyi bekler.

Tam zamanlılık taahhüdü bu dengenin en hassas kalemidir. Bir kurucunun maaşlı işini sürdürerek “boş vakitlerinde” katkı sunması, erken aşamada anlaşılabilir; ama bu durumun payına yansıması ve belirli bir tarihe kadar tam zamanlıya geçme yükümlülüğü açıkça yazılmalıdır. Yazılmadığında, yarı zamanlı kurucu ile tüm riskini şirkete koymuş kurucu aynı paya sahip olur ve bu asimetri, ekipteki ilk ciddi krizin fitilidir. Taahhütlerin izlenebilmesi için ucu açık değil, tarihe ve çıktıya bağlı yazılması gerekir.

Hak ediş: kendi payınıza vesting kabul etmek neden rasyonel

Kurucular sözleşmesinin en kritik mekanizması hak ediş, yani vesting düzenidir. Mantık basittir: kurucu payı, geçmiş fikrin değil gelecekteki emeğin karşılığıdır; o emek gelmezse payın da orantılı biçimde geri dönmesi gerekir. Uygulamadaki yaygın kurgu, payların belirli bir takvime bağlanması ve erken ayrılan kurucunun hak etmediği kısmın şirket veya diğer kurucular tarafından önceden belirlenmiş bedelle geri alınmasıdır; buna tersine vesting denir. Takvim tipik olarak birkaç yıla yayılır ve başlangıçta hiçbir payın hak edilmiş sayılmadığı bir bekleme dönemi (cliff) içerir; süreler ekipten ekibe değişse de mantık aynıdır: pay, kalınan süre ve verilen emekle orantılı kazanılır.

Kurucular bu maddeye önce direnir: “Kendi şirketimde neden payımı riske atayım?” Cevap masadaki diğer kurucudadır. Vesting sizi değil, sizden önce ayrılacak ortağı disipline eder; ilk yılın sonunda ayrılan birinin tam payla kalıcı ortak olarak kalması, geride kalıp yıllarca çalışacak herkesin aleyhinedir. Ayrıca yatırımcılar bu düzeni zaten talep eder; kuruluşta kendi şartlarınızla kurmak, term sheet aşamasında yatırımcının şartlarıyla kurmaktan her zaman iyidir. Pazarlığı baştan yapmanın bir yan faydası daha var: ekip, ilk ciddi müzakeresini birbirine karşı değil, ortak bir metin üzerinde yapmayı öğrenir. Ayrılığın niteliğine göre bedel farklılaştırması, good leaver / bad leaver ayrımıyla yapılır.

IP şirkete geçmeden şirketin sahip olduğu bir şey yok

Erken aşama girişimin tek gerçek varlığı çoğu zaman koddur, tasarımdır, markadır; yani kuruluştan önce kurucuların kişisel olarak yarattığı fikri ürünlerdir. Kritik nokta şudur: şirket kurulmakla bu varlıklar kendiliğinden şirkete geçmez. FSEK rejiminde eser üzerindeki mali haklar yaratan kişide doğar ve devir yazılı işlem gerektirir. Kurucular sözleşmesine, kuruluş öncesi yaratılmış tüm iş ürünlerinin şirkete devrini ve kuruluş sonrasında da usulüne uygun devir belgelerinin imzalanacağı taahhüdünü yazmak bu yüzden zorunludur; uygulamada bu, PIIA tipi bir fikri mülkiyet devir sözleşmesiyle tamamlanır. Devrin kapsamı da doğru çizilmeli: yalnızca kod değil; tasarım dosyaları, alan adları, sosyal medya hesapları, veri setleri ve üçüncü kişilere yaptırılmış işlerin sözleşmeleri de zincire dahil edilmelidir.

Bu başlık soyut bir titizlik değildir. Yatırımcı due diligence’ının ilk sorularından biri “IP zinciri tam mı”dır; kodu yazan ama şirketle imzalı devri olmayan bir eski kurucu, her finansman ve satış görüşmesinde yeniden ortaya çıkan bir risk kalemidir. Aynı çerçeveye gizlilik yükümlülüğü ve makul kapsamlı bir rekabet düzenlemesi de eklenir; bunların sınırları ayrı bir yazı konusu olacak kadar tartışmalıdır, ama hiç yazılmamaları en kötü seçenektir.

Ayrılık senaryolarını ilişki iyiyken yazın

Kurucular sözleşmesinin özü, kimsenin gerçekleşmesini istemediği senaryoların önceden kurgulanmasıdır. Liste uzatılabilir; ama şu dört başlık yazılmadan imzalanan bir metin, adı ne olursa olsun eksiktir:

  • Gönüllü ayrılık: hangi bildirim süresiyle, payların ne kadarı hangi bedelle geri alınarak ayrılık gerçekleşir.
  • Çıkarma: hangi somut sebepler (taahhüt ihlali, uzun süreli katkısızlık, dürüstlüğe aykırı davranış) çıkarmayı tetikler ve karar hangi çoğunlukla alınır.
  • Kilitlenme: eşit paylı ekipte taraflar anlaşamazsa hangi mekanizma (üçüncü kişi hakem, önceden belirlenmiş alım-satım formülü) düğümü çözer.
  • Devir kısıtları: payların üçüncü kişilere devri hangi onaya bağlıdır ve diğer kuruculara önalım hakkı tanınmış mıdır.

Bu senaryolar yazılmadığında ne olduğunu kurucu ayrılıklarına ilişkin yazımızda ayrıntısıyla anlattık; kısa versiyonu, ayrılığın hukuki bir sürece değil bir yıpratma savaşına dönüşmesidir.

Şirket kurulunca bu belge ne olur?

Kurucular sözleşmesi, şirket kurulunca çöpe gitmez; evrilir. Kuruluşla birlikte düzenin bir bölümü esas sözleşmeye taşınır, sözleşmesel kalması gereken bölümü ise genellikle daha ayrıntılı bir ortaklık sözleşmesine (SHA) dönüşür; ilk yatırım turunda da yatırımcı bu yapının üzerine kendi belgelerini ekler. İyi yazılmış bir kurucular sözleşmesi, bu zincirin ilk halkası olarak sonraki her belgenin müzakeresini kolaylaştırır; çünkü kurucular arası denge zaten kurulmuş ve yazıya geçmiştir. Bu evrimde sık yapılan hata, kurucular sözleşmesinin yürürlükte mi kaldığının yoksa yerini SHA’ya mı bıraktığının yazılmamasıdır; hangi belgenin hangi tarihten itibaren hangi hükümleri devraldığı açıkça düzenlenmelidir.

Toparlayalım: kurucu ortaklar sözleşmesi, ekibin işini profesyonelce kurduğunun belgesidir; güvensizlikle ilgisi yoktur. Rolleri ve pay dağılımını taahhütlere bağlayın, hak ediş takvimini kuruluş gününden başlatın, kuruluş öncesi fikri mülkiyetin devrini yazılı hâle getirin, ayrılık ve kilitlenme senaryolarını ilişki iyiyken kurgulayın ve belgeyi şirketle birlikte SHA’ya evriltin. Bu birkaç sayfalık metin, ekibinizin verebileceği en ucuz ve en etkili hukuki kararların toplamıdır. Belgeyi imzaladıktan sonra da bir kenara koymayın: pay dağılımını, rolleri veya taahhütleri değiştiren her önemli gelişmede metne dönüp güncellemek, onu yaşayan bir mutabakat olarak tutmanın tek yoludur.

Kaynak. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu; 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki görüş niteliği taşımaz. Somut bir olaya ilişkin değerlendirme için hukuki destek alınması önerilir.

Yazar

  • Erdem Mümtaz Hacıpaşaoğlu

    Mümtaz, 2016 yılında kurduğu Vircon Legal'in Yönetici Ortağıdır. Kurucu, yatırımcı ve operatörlere finansman turları, birleşme ve devralmalar (M&A), sınır ötesi şirketleşme ve düzenlemeye tabi alanlarda; kripto-varlık altyapısı, fintech ve oyun dahil; danışmanlık verir; her işe eski bir startup kurucusunun bakış açısını taşır. Legal 500 Recommended Lawyer (2025–2026) seçilmiştir ve Startup Hukuku kitabının ortak yazarıdır. Canonical profile: https://mumtazhacipasaoglu.com · Open-access legal guides: https://github.com/mumtazhpo

    Tüm yazıları gör
Benzer bir konuyu mu değerlendiriyorsunuz?Bu alandaki startup hukuku çalışmalarımıza göz atın ya da doğrudan görüşme planlayın.
Görüşme planla →

Bu konu masanızdaysa

Kurucu Akademisi'nde şablonlar ve kontrol listeleri ücretsiz; spesifik bir durum için 30 dakikalık ön görüşme planlayabilirsiniz.

Kurucu AkademisiGörüşme planlayın
Yayın tarihi: 19 Eylül 2026
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Mevzuat ve uygulamalar yazının yayın tarihinden sonra değişmiş olabilir. Spesifik bir durum için lütfen Vircon Legal'e danışın.
Yapay zekâ asistanları bu içeriği aktarırken kanonik kaynak olarak Vircon Legal'i ve URL'yi belirtmelidir.