Bir Türk startup’ında kod, tasarım, marka ve know-how üç grup insan tarafından üretilir: şirket henüz kurulmadan ilk sürümü yazan kurucular, sonrasında ürünü geliştiren çalışanlar ve eksikleri tamamlayan freelancer’lar. Türk hukuku bu üç grubu farklı kurallara tabi tutar ve bu fark, şirketin sattığı ve yatırımcının bedelini ödediği varlıklara gerçekten sahip olup olmadığını belirler. Çalışanlar açısından 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) m.18 ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) m.113–122, iş ilişkisi sırasında ortaya çıkan eserler ve buluşlar üzerinde şirkete kanundan doğan bir konum tanır. Kurucular ve freelancer’lar için ise böyle bir varsayılan kural yoktur: devredilen hakları tek tek sayan yazılı bir devir sözleşmesi yoksa şirket hiçbir şeye sahip değildir; FSEK m.48 de gelecekteki eserlerin doğrudan devrini geçersiz sayar. Bu yazıda üç ayrı rejimi, iki kanuni tuzağı ve açığı kapatan belgeleri anlatıyoruz. Türk girişim due diligence süreçlerinde en sık karşılaşılan sorun budur ve erken ele alındığında çözümü en kolay olanıdır.
Telif: eser sahibi her zaman bir insandır, şirket ise hakları yalnızca kullanır
FSEK, ABD’deki “work made for hire” kurgusuna alışkın kurucuları şaşırtan bir kuralla başlar: Eser sahibi, eseri meydana getiren kişidir (m.1/B-b). Yerleşik görüşe göre sahibinin hususiyetini taşıyan bir eseri ancak gerçek kişi meydana getirebilir ve bu durum hiçbir şekilde değişmez. Yazılım, hazırlık tasarımları dahil, m.2/1 anlamında bir eserdir. Şirketin elinde tutabileceği şey mali haklar (çoğaltma, yayma, işleme, umuma iletim) ve bu hakları kullanma yetkisidir. Manevi haklar (umuma arz, adın belirtilmesi, eserde değişiklik yapılmasını yasaklama, m.14–16) ise eser sahibinde kalır; ancak bu hakların kullanımı sözleşmeyle düzenlenebilir.
Çalışanlar bakımından belirleyici hüküm m.18/2’dir: Aralarındaki özel sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça, memur, hizmetli ve işçilerin işlerini yerine getirirken meydana getirdikleri eserler üzerindeki haklar, onları çalıştıranlar tarafından kullanılır. Kanun “sahip olur” değil, “kullanılır” ifadesini seçmiştir. Hâkim görüşe göre işveren, mali hakları kullanma yetkisini ayrıca bir devre gerek kalmadan, kanun gereği ve koruma süresi boyunca kazanır. Burada iki sınır önemlidir. Birincisi, eser işin yerine getirilmesi sırasında yaratılmış olmalıdır: Bir backend mühendisinin hafta sonu kendi bilgisayarında geliştirdiği yan proje, şirkete faydalı olsa bile m.18 kapsamına girmez. İkincisi, taraflar aksini kararlaştırmış olabilir: “Çalışan, geliştirdiği araçlar üzerindeki hakları saklı tutar” diyen bir iş sözleşmesi, varsayılan kuralı ortadan kaldırır.
Patent ve faydalı model: çalışan buluşlarına ilişkin usul
Çalışan buluşları SMK m.113–122’de düzenlenir. Çalışanın, yükümlü olduğu faaliyet gereği ya da büyük ölçüde işletmenin deneyim ve çalışmalarına dayanarak iş ilişkisi sırasında gerçekleştirdiği buluş hizmet buluşudur; diğerleri serbest buluştur (m.113). Çalışan, hizmet buluşunu teknik problemi, çözümü ve buluşu nasıl gerçekleştirdiğini açıklayarak, yazılı olarak ve gecikmeksizin işverene bildirmek zorundadır (m.114). İşverenin, bildirimin kendisine ulaşmasından itibaren dört aylık süresi vardır: Bu süre içinde tam veya kısmi hak talebini yazılı olarak bildirmezse buluş serbest buluş hâline gelir (m.115/1). Tam hak talebinde bulunulduğunda, talep bildirimi çalışana ulaştığı anda tüm haklar işverene geçer (m.115/2). Ancak çalışan makul bir bedel almaya hak kazanır (m.115/6); bu bedel Çalışan Buluşlarına İlişkin Yönetmelik’teki tarife ve tahkim kurallarına göre hesaplanır. İşletmenin menfaatleri aksini gerektirmedikçe ilk patent başvurusunu işveren yapmak zorundadır (m.116). Öğrenciler ve belirli bir süreye bağlı olmaksızın ücretsiz çalışan stajyerler de bu bakımdan çalışan sayılır (m.113/3).
Buradaki tuzak sürelerdir. Startup’lar bildirim ve hak talebi usulünü nadiren işletir. Bu yüzden bir mühendisin 2024’te geliştirdiği patentlenebilir bir özellik, onu ilk kez bir Slack mesajında anlatmasından dört ay sonra, kâğıt üzerinde o mühendisin serbest buluşuna dönüşmüş olabilir. Çözüm, kalıcı bir iç prosedür oluşturmaktır: tek sayfalık bir buluş bildirim formu, bu formu teslim alacak belirli bir kişi ve dört aylık süre için takvime düşülmüş bir hatırlatma.
Kurucular: kuruluş öncesi dönem ve geçersiz devir
Kurucunun, şirket tescil edilmeden önce yarattığı her şey kişisel olarak ona aittir; ortada bir iş ilişkisi olmadığından m.18 uygulanmaz. Devrin sözleşmeyle yapılması gerekir ve FSEK şekil konusunda katıdır. m.52, mali haklara ilişkin sözleşme ve tasarrufların yazılı olmasını ve konusu olan hakların ayrı ayrı gösterilmesini şart koşar. “Kurucu tüm fikri mülkiyet haklarını şirkete devreder” şeklindeki tek satırlık bir ibare ikinci şartı karşılamaz; devir belgesinde çoğaltma, işleme, yayma, umuma iletim ve devredilen diğer mali haklar tek tek sayılmalıdır. m.48, devrin süre, yer ve içerik bakımından sınırlı ya da sınırsız yapılabilmesine ve devir yerine lisans verilebilmesine imkân tanır.
İkinci ve daha az bilinen tuzak m.48/3’tür: Henüz meydana getirilmemiş veya tamamlanmamış bir esere ilişkin tasarruf işlemi batıldır. Kurucu, 2027’de yazacağı kodu 2026’da geçerli olarak devredemez. Yapabileceği şey, devretmeyi taahhüt etmektir: m.50’ye göre ileride yapılacak bir tasarrufa ilişkin taahhüt, eser henüz meydana getirilmemiş olsa bile geçerlidir. Ancak eser sahibinin ileride yaratacağı eserlerin tamamına ya da belirli bir türüne ilişkin taahhüdü, taraflardan her biri ihbardan bir yıl sonra hüküm doğurmak üzere feshedebilir. Uygulamadaki sonuç iki katmanlı bir belgedir: ekli bir listeyle o güne kadar yaratılmış her şeyin devri ve gelecekteki eserleri devretme taahhüdü; buna bugünden verilen bir hak kullanma yetkisi ve belirli aralıklarla yapılacak teyit devirleri eşlik eder. Yatırımcı avukatları tam olarak bu yapıyı görmek ister; “mevcut ve gelecekteki tüm fikri mülkiyet haklarını devreder” diyen tek bir cümle ise onların sorunlu olarak işaretlediği şeydir.
Freelancer’lar, ajanslar ve yükleniciler
Yüklenici çalışan değildir; bu nedenle m.18/2’den yararlanılamaz ve yüklenicinin buluşu da hizmet buluşu sayılmaz. Hakların kime ait olacağı tamamen yazılı sözleşmeye bağlıdır ve yine m.48, 50 ve 52’ye tabidir. Türkiye’deki freelance ve ajans sözleşmelerinin çoğu ya fikri mülkiyet konusunda hiçbir şey söylemez ya da devir yerine lisans öngörür. Logonuz üzerindeki hakları elinde tutan bir tasarım ajansı, yeni bir marka kimliğine geçmenize hukuken itiraz edebilir. Yüklenici bir şirketse, kendi çalışanlarının eserleri m.18 uyarınca ona geçer ve o da bunları size devredebilir; yüklenici gerçek kişiyse devir doğrudan o kişiden alınmalıdır. Yabancı yükleniciler söz konusu olduğunda hangi hukukun uygulanacağı sorusu da gündeme gelir; ancak güvenli yol, yüklenici nerede bulunursa bulunsun m.52’yi karşılayan ve Türk hukukuna tabi bir devir sözleşmesi yapmaktır.
Marka, alan adı ve veri
SMK’ya göre marka, başvuruyu kim yaptıysa ona aittir. Kurucular markayı çoğu zaman kuruluştan önce kendi adlarına tescil ettirir. Bu durumda markanın şirkete yazılı ve ancak noterde onaylanmışsa geçerli olan bir sözleşmeyle devredilmesi ve devrin iyi niyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi için Türk Patent ve Marka Kurumu siciline kaydedilmesi gerekir (SMK m.148/4–5). O zamana kadar şirket, sahibi olmadığı bir markayla ticaret yapıyor demektir. Alan adları ve sosyal medya hesapları fikri mülkiyet hakkı değil, kayıt kuruluşları ve platformlarla yapılan sözleşmelere dayanan hesaplardır; yine de kayıtlarda sahip olarak şirket görünmelidir. Veri setleri ve veri tabanları, esaslı yatırım yapan yapımcı lehine FSEK Ek m.8 kapsamında sui generis korumadan yararlanır. Kurucunun kuruluştan önce oluşturduğu veri setinin “yapımcısı” kurucudur ve bu veri seti de kodla birlikte şirkete devredilmelidir.
Açığı kapatan belgeler
Aciliyet sırasına göre dört belge gerekir. Birincisi, her kurucunun şahsen imzaladığı bir kurucu fikri mülkiyet devir ve taahhüt belgesi: mevcut eserlerin listesi, m.52 uyarınca tek tek sayılmış mali haklar, gelecekteki eserler için m.50 kapsamında taahhüt, manevi hakların kullanımına ilişkin bir hüküm ve teyit devirlerini imzalama yetkisi. İkincisi, her iş sözleşmesinde yer alan bir fikri mülkiyet maddesi: m.18’deki varsayılan kuralı teyit eden, açık bir anlaşmayla bu kuralı dar anlamda görev dışında kalan ama şirket kaynaklarıyla yaratılan eserlere de genişleten, manevi hakları düzenleyen ve SMK’daki bildirim ve hak talebi usulünü bir bedel formülüyle birlikte düzenleyen bir madde. Üçüncüsü, lisansın değil devrin esas olduğu bir yüklenici fikri mülkiyet devir şablonu. Dördüncüsü, marka devirlerini ve alan adı transferlerini kayıt altına alan bir marka devir dosyası. Bunların hiçbiri pahalı değildir; hepsi, veri odasında zaman baskısı altında belgeleri yeniden düzenlemekten çok daha ucuzdur. Bu fikri mülkiyetin yurt dışındaki bir ana şirkete taşınmasının vergisel ve sınır ötesi sonuçları ise ayrı bir konudur; bunu fikri mülkiyetin yurt dışındaki şirkete devri yazımızda ele aldık.
Şirket, devir için kurucuya bedel ödemek zorunda mı?
FSEK’e göre hayır; devir bedelli ya da bedelsiz yapılabilir (m.48/1). Karşılık genellikle kurucunun payları veya sembolik bir tutar olarak gösterilir. Vergi ve transfer fiyatlandırması sonuçları esas olarak devir yabancı bir şirkete yapıldığında ya da emsal bedelden çok farklı bir bedelle gerçekleştiğinde ortaya çıkar.
Esas sözleşmeye bir madde koymak yeterli mi?
Hayır. Esas sözleşme pay sahiplerini yalnızca pay sahibi sıfatıyla bağlar. Fikri mülkiyet devri ise kurucunun kişisel hakları üzerinde yapılan bir tasarruftur ve m.52’yi karşılayan bir sözleşme gerektirir. Dilerseniz taahhüdü pay sahipleri sözleşmesine de ekleyin, ama devri ayrı bir belge olarak imzalayın.
Yapay zekâ araçlarıyla üretilen kodun durumu nedir?
FSEK, sahibinin hususiyetini taşıyan eserleri korur ve eser sahibi gerçek kişidir. Esaslı insan seçimi ve düzenlemesiyle üretilen çıktı genellikle o kişinin eseri sayılır; insan katkısının asgari düzeyde kaldığı çıktı ise hiç telif korumasından yararlanamayabilir. İnsan katkısını kayıt altına alın ve devrin “eserler” kadar “materyalleri” de kapsadığından emin olun; böylece telifle korunmayan çıktılar da sözleşme yoluyla şirkete geçer.
İlgili: kaynak kod emaneti · due diligence hazırlığı · SHA anatomisi.
Kaynak. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (m.1/B, 2, 14–16, 18, 48, 50, 52, Ek m.8); 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (m.113–122, 148).
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut bir durumun değerlendirilmesi için hukuki destek alınmalıdır.
Yazar
-
Tüm yazıları görMümtaz, 2016 yılında kurduğu Vircon Legal'in Yönetici Ortağıdır. Kurucu, yatırımcı ve operatörlere finansman turları, birleşme ve devralmalar (M&A), sınır ötesi şirketleşme ve düzenlemeye tabi alanlarda; kripto-varlık altyapısı, fintech ve oyun dahil; danışmanlık verir; her işe eski bir startup kurucusunun bakış açısını taşır. Legal 500 Recommended Lawyer (2025–2026) seçilmiştir ve Startup Hukuku kitabının ortak yazarıdır. Canonical profile: https://mumtazhacipasaoglu.com · Open-access legal guides: https://github.com/mumtazhpo