Jump to

Yeni Kurulan Oyun Stüdyosu Yatırım Alırken: Kurucular Hâlâ Başka Bir Stüdyoda Çalışıyorsa Fikrî Mülkiyet Zinciri

Yeni Kurulan Oyun Stüdyosu Yatırım Alırken: Kurucular Hâlâ Başka Bir Stüdyoda Çalışıyorsa Fikrî Mülkiyet Zinciri

Yeni kurulan bir oyun stüdyosu ilk yatırım turuna hazırlanırken çoğu zaman yanlış riske odaklanır. Kurucular değerlemeyi, yönetim kurulu koltuğunu, tasfiye önceliğini ve opsiyon havuzunu defalarca konuşur; yatırım sözleşmesinin fikrî mülkiyet bölümünü ise toplantının sonunda imzalanıp geçilecek standart metin sayar. Oysa turu bozma ihtimali en yüksek hüküm, şirketin oyunun gerçekten sahibi olduğunu teyit eden hükümdür. Kurucu ekip hâlâ başka bir stüdyoda çalışıyorsa ya da oradan yeni ayrıldıysa bu teyit formalite olmaktan çıkar: Türk fikrî haklar rejimi eski işverenin lehine bir varsayımla başlar ve yatırımcının avukatı bunu bilir. Bu yazıda o varsayımın nereden geldiğini, kurucuların alışkanlıkla öne sürdüğü savunmaların neden sanıldığı kadar güçlü olmadığını, zincir kopukken devralanın elinde gerçekte ne kaldığını, kurucuların imzaladığı hâlde sonuç doğurmayan devir belgesini ve term sheet imzalanmadan önce toplanması gereken delilleri ve evrakı ele alıyoruz.

Varsayım baştan eski işverenin lehine

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 8. maddesine göre eserin sahibi, onu meydana getirendir. Bu yüzden eser sahipliği şirkete değil gerçek kişiye bağlanır; eserin ofiste üretilmiş olması onu kendiliğinden başkasına geçirmez. Başkasına geçen, eserden yararlanma yetkisidir. 18. maddenin ikinci fıkrası, aralarındaki özel sözleşmeden veya işin mahiyetinden aksi anlaşılmadıkça, memur, hizmetli ve işçilerin işlerini görürken meydana getirdikleri eserler üzerindeki hakların bunları çalıştıran veya tayin edenlerce kullanılacağını, aynı kuralın tüzel kişilerin uzuvları hakkında da uygulanacağını söyler.

Bu cümlede iki nokta önemlidir. Birincisi, işverenin bir sözleşmeye ihtiyacı yoktur. Kural kendiliğinden işler; iş sözleşmelerinde tek bir fikrî mülkiyet hükmü bulunmayan bir stüdyo bile işe güçlü taraf olarak başlar. İkincisi, “işlerini görürken” ifadesidir ve bütün tartışma bunun etrafında döner. Ayrılan ekibinin ürettiği oyun üzerinde hak iddia eden stüdyonun hırsızlık ispatlaması gerekmez; işin, o kişilerin yapmakla yükümlü olduğu faaliyetin kapsamına girdiğine mahkemeyi ikna etmesi yeterlidir. Oyun geliştiricilerinin oyun yapması ise ilk bakışta tam da işe alınma sebebidir. Belirli bir projenin bu kapsamın dışında kaldığını gösterme yükü, uygulamada bunu iddia edenlerin omzunda kalır.

Oyun, ayrılmaz bir bütün oluşturan birlikte eserdir

Birden fazla kişinin katılımıyla meydana getirilen eser ayrılmaz bir bütün oluşturuyorsa, 10. maddeye göre eserin sahibi onu meydana getirenlerin birliğidir ve bu birliğe adi şirket hükümleri uygulanır. Stüdyolar için asıl önemli olan dördüncü fıkradır: böyle bir eser bakımından bir sözleşmede, hizmet şartlarında veya yürürlükteki bir yasada aksi öngörülmedikçe, birlikte eser üzerindeki haklar eser sahiplerini bir araya getiren gerçek veya tüzel kişi tarafından kullanılır.

Oyun, ayrılmaz bütünün en tipik örneğidir. Kod, görseller, seviye tasarımı, anlatı, ses ve araç geliştirme, oyun tek ürün olarak yayımlandıktan sonra ayrı ayrı sahiplenilebilecek parçalara bölünemez. Aynı stüdyoda tanışmış, aynı odada oturmuş ve aynı üretim hattını kullanmış üç dört kişi bir prototipi birlikte ürettiyse, “onları bir araya getiren kim” sorusu laf olsun diye sorulmaz; kanuni bir dayanağı vardır ve ekip başka bir düzen olduğunu gösteremedikçe cevap işverendir. Aynı madde, eserin meydana getirilmesinde yapılan teknik hizmetlerin veya teferruata ait yardımların iştirake esas teşkil etmeyeceğini de söyler. Bu kuralın iki yüzü vardır: eser sahibi sayılacakların çevresini daraltır, ama katkısı “destek” olarak nitelenen kişiyi de korumaz.

“Evde, kendi bilgisayarımda yaptım”

Kurucuların çoğu bu cevabı verir ve bu cevap tek başına nadiren yeterli olur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 396. maddesi işçiyi, yüklendiği işi özenle yapmak ve işverenin haklı menfaatini korurken sadakatle davranmakla yükümlü tutar. Üçüncü fıkra açıktır: işçi, hizmet ilişkisi devam ettiği sürece, sadakat borcuna aykırı olarak bir ücret karşılığında üçüncü kişiye hizmette bulunamaz ve özellikle kendi işvereniyle rekabete girişemez. Bunun için rekabet yasağı kaydına gerek yoktur; yükümlülük doğrudan kanundan doğar ve iş ilişkisi sürdükçe geçerlidir. Dördüncü fıkraya göre işçi, iş gördüğü sırada öğrendiği, özellikle üretim ve iş sırları gibi bilgileri ilişki sürdüğü müddetçe kendi yararına kullanamaz veya başkalarına açıklayamaz; işverenin haklı menfaatinin korunması için gerekli olduğu ölçüde ilişki sona erdikten sonra da sır saklamakla yükümlüdür.

İş ilişkisi sonrasındaki rekabet yasağı ise ayrı ve dar bir konudur. 444. madde yazılı rekabet yasağı taahhüdüne ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve bu bilgilerin kullanılması işverene önemli bir zarar verebilecekse izin verir. 445. madde yasağı yer, zaman ve işlerin türü bakımından sınırlar, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamayacağını söyler ve aşırı nitelikteki yasağı hâkimin sınırlandırabileceğini belirtir. Kurucular genellikle bu hükme takılır ve üretim döneminde asıl riskin, hiçbir sözleşme gerektirmeyen 396. madde olduğunu gözden kaçırır.

Üretim sürerken ortaya çıkan bir iş hukuku sonucu daha vardır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II-e bendi, işçinin işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunmasını derhal fesih sebebi sayar. Kurucu eski şirketin yönetim kurulundaysa 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 396. maddesi tazminatın da ötesine geçer: yönetim kurulu üyesi, genel kurulun izni olmadan şirketin işletme konusuna giren ticari iş türünden bir işlemi kendi veya başkası hesabına yapamaz; aykırılık hâlinde şirket tazminat isteyebileceği gibi, tazminat yerine yapılan işlemi kendi adına yapılmış sayabilir. İkinci yolu seçen şirket para istemiyordur; oyunun kendisine ait olduğunu söylüyordur.

Risk yalnızca kişiler için değil, yeni stüdyo için de doğar. Türk Ticaret Kanunu’nun 55. maddesi haksız rekabet hâlleri arasında, üçüncü kişilerin işçilerine hak etmedikleri ve onları yükümlülüklerine aykırı davranmaya yöneltebilecek yararlar sağlayarak çıkar elde etmeye çalışmayı ve işçileri, işverenlerinin üretim ve iş sırlarını ifşa etmeye veya ele geçirmeye yöneltmeyi sayar. Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmayı (kendisine yetkisiz olarak tevdi edildiğinin bilinmesi gerektiği hâlde üçüncü kişiye ait teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden yararlanmayı) ve üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmeyi de aynı listeye koyar. 56. madde zarar görene bir dizi talep hakkı tanır: fiilin haksız olup olmadığının tespiti, men, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılması, kusur varsa zararın tazmini ve koşulları varsa manevi tazminat. İş sırrının ifşası ceza hukukunu da ilgilendirebilir: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 239. maddesi, sıfat veya görevi, meslek veya sanatı gereği vakıf olunan ticari sır niteliğindeki bilgi veya belgeleri yetkisiz kişilere veren ya da ifşa eden kişiyi, şikâyet üzerine bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırır.

Yatırımcı gerçekte neyi satın alıyor?

Dikkatli bir yatırımcının bu konuyu bir due diligence dipnotu olarak değil turun ön koşulu olarak görmesinin sebebi 5846 sayılı Kanun’un 54. maddesidir. Mali bir hakkı ya da kullanma ruhsatını devretmeye yetkili olmayan kişiden edinen, iyi niyetli olsa bile korunmaz. İyi niyet Türk özel hukukunun pek çok alanında bir savunmadır; burada değildir. Kurucuların önceki iş ilişkisinden tamamen habersiz olarak, temiz mülkiyet taahhüdü içeren bir pay alım sözleşmesine güvenip parayı gönderen yatırımcı, aslında hiçbir şeye sahip olmayan bir şirketin paylarını elinde tutuyor olabilir.

Zincir, kaynağı kadar önemlidir. 49. maddeye göre eser sahibinden veya mirasçılarından mali bir hak ya da kullanma ruhsatı edinmiş olan kişi, bu hakkı ancak onların yazılı muvafakatiyle başkasına devredebilir; işleme hakkının devrinde de aynı muvafakat gerekir. Bu nedenle tek tek yaratıcılardan kurucuya, oradan yeni şirkete uzanan zincir, en sonda imzalanan tek bir belgeyle değil, her halkada alınan yazılı muvafakatle kurulur. 52. madde ise şekil şartını koyar: mali haklara ilişkin sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konusu olan hakların ayrı ayrı gösterilmesi şarttır. “Tüm fikrî mülkiyet hakları şirkete aittir” diyen bir hüküm hiçbir hakkı ayrı ayrı göstermez. Kurucu evrakında en sık gördüğümüz kusur budur ve sorun büyümeden düzeltilmesi de en kolay olanıdır.

Kurucuların imzaladığı ama sonuç doğurmayan devir

Burada deneyimli ekipleri bile yakalayan bir tuzak vardır. 48. madde eser sahibine ve mirasçılarına, mali hakları süre, yer ve içerik bakımından sınırlı veya sınırsız olarak devretme ya da yalnızca kullanma yetkisi verme imkânı tanır. Üçüncü fıkra ise bu tasarruf işlemleri henüz meydana getirilmemiş veya tamamlanacak bir esere ilişkinse batıl olduğunu söyler. 50. madde durumu ancak kısmen kurtarır: 48 ve 49. maddelerde sayılan tasarruf işlemlerine ilişkin taahhütler, eser henüz meydana getirilmeden önce yapılmış olsa bile geçerlidir.

Pratik sonuç nettir. Kurucunun şirketin kuruluş günü imzaladığı ve henüz var olmayan bir oyundaki fikrî hakları devrettiğini söyleyen belge, devir olarak sonuç doğurmaz; yalnızca taahhüt olarak bağlar. Hak, eser ortaya çıktıktan sonra yapılan, yazılı ve hakları ayrı ayrı gösteren yeni bir tasarrufla geçer. Kurucu devir belgesini yalnızca başta bir kez imzalatıp bir daha dönüp bakmayan stüdyonun elinde mülkiyet değil, bir vaat vardır. Çözüm basit ve ucuzdur: başta bir çerçeve taahhüt, ardından yapılar, varlık paketleri ve sürümler gerçekten ortaya çıktıkça tekrarlanan, yazılı ve somut teyit devirleri.

Manevi haklar devredilemez

48. madde mali hakların devrine izin verir. 5846 sayılı Kanun’un eser sahibine kişisel olarak tanıdığı umuma arz, adın belirtilmesi, eserde değişiklik yapılmasını yasaklama ve esere erişim haklarından söz etmez; bu haklar devirle birlikte geçmez. Bir oyun açısından bu genellikle jenerik ve değişiklik meselesidir, varlığı tehdit eden bir sorun değildir. Yine de bir yayıncı eserde sınırsız değişiklik yetkisi istemeden ve şirketten kötü ayrılmış bir kurucu neye hâlâ itiraz edebileceğini düşünmeye başlamadan önce bunu bilmekte yarar vardır.

Term sheet öncesinde yapılması gerekenler

Amaç tartışmayı sonradan kazanmak değil, karşı tarafın tartışma başlatmasını anlamsız kılmaktır. Bu da turdan önce, üçüncü bir kişinin okuyup anlayabileceği bir delil dosyası hazırlamak demektir: ilk commit’in ne zaman, hangi makineden ve hangi hesapla atıldığını gösteren sürüm geçmişi; ara sıra değil tutarlı biçimde mesai dışına düşen zaman damgaları; eski stüdyoya değil kuruculara ait donanım ve hesaplar; yeni şirket adına alınmış oyun motoru ve ara katman lisansları; yapının içindeki her üçüncü taraf varlığı için satın alma kaydı. Prototipin herhangi bir parçası istifalardan önceye dayanıyorsa, bunu şirket içinde açıkça konuşup riski fiyata yansıtmak, sorunun hiç sorulmayacağını ummaktan iyidir.

Yapısal açıdan en temiz çözüm, üretime başlamadan ayrılmaktır: önce istifa, sonra yapım. Bu olmadıysa ikinci en iyi yol, eski işverenden alınacak yazılı feragat ya da devirdir; dar kapsamlı ve projeyi adıyla anan bir metin. Stüdyolar bunu çoğu zaman makul bir bedel, kalan çalışanlarını ayartmama taahhüdü veya küçük bir hasılat payı karşılığında vermeye açıktır ve imzalı bir feragat, yatırımcının gözünde birçok kurucu beyanından daha değerlidir. Dışarıdan çalışan geliştiriciler ve serbest çalışanlar için gizlilik sözleşmesi yetmez, gerçek bir devir sözleşmesi gerekir; gizlilik sözleşmesi hiçbir hakkı devretmez ve 52. maddedeki hakların ayrı ayrı gösterilmesi şartı onlar için de aynen geçerlidir.

Turun evrakı nasıl kurulmalı?

Geçmişte kusur varsa ve zamanında düzeltilemiyorsa çözüm susmak değil, açıklamaktır. Yatırımcılar baştan bildikleri riski fiyata yansıtır; sonradan ortaya çıkan riski ise cezalandırır. İş ilişkisindeki çakışmayı, atılan adımları ve kalan riski ortaya koyan bir açıklama mektubu, tarafların meseleyi belgelerde çözmesini sağlar: mülkiyet ve ihlal etmeme konusunda özel bir taahhüt, genel sorumluluk tavanının dışında tutulan ve standart garanti süresinden daha uzun ayakta kalan özel bir tazminat hükmü, feragat alınana veya zamanaşımı süresi dolana kadar bedelin bir kısmının tutulması ya da emanete alınması, feragatin teslimini de içeren kilometre taşlarına bağlı dilimli ödeme ve üçüncü kişi iddiasının başarıya ulaşmasını ayrılma hâli sayan bir kurucu hak ediş kurgusu. Bunların hiçbiri kolay müzakere edilen hükümler değildir. Ama hepsi, lansmandan iki hafta önce gelecek bir ihtiyati tedbir kararından ucuzdur.

İddia geldiğinde

Karşı tarafın elindeki imkânlar küçümsenecek gibi değildir. 5846 sayılı Kanun’un 68. maddesi, yazılı izni alınmamış hak sahibine, sözleşme yapılmış olsaydı isteyebileceği bedelin veya Kanun hükümlerine göre belirlenecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını isteme imkânı verir. Türk Ticaret Kanunu’nun 56. maddesi buna men ve maddi durumun ortadan kaldırılmasını ekler; oyun söz konusu olduğunda bu, bir ödeme yerine yapının mağazalardan kaldırılması anlamına gelebilir. Ticari zarar ise genellikle karardan önce gelir: kamuoyuna yansımış inandırıcı bir iddia, bir platform başvurusunu, bir yayıncı sözleşmesini veya bir sonraki turu durdurmaya yeter. Sorunun hâlâ ucuza çözülebildiği anda, yani para geldikten sonra değil gelmeden önce çözülmesi gerekmesinin sebebi bu dengesizliktir.

Kaynak. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu; 4857 sayılı İş Kanunu; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu. Kanun bağlantıları mevzuat.gov.tr üzerindeki güncel resmî metinlere gider.

Yazar

  • Erdem Mümtaz Hacıpaşaoğlu

    Mümtaz, 2016 yılında kurduğu Vircon Legal'in Yönetici Ortağıdır. Kurucu, yatırımcı ve operatörlere finansman turları, birleşme ve devralmalar (M&A), sınır ötesi şirketleşme ve düzenlemeye tabi alanlarda; kripto-varlık altyapısı, fintech ve oyun dahil; danışmanlık verir; her işe eski bir startup kurucusunun bakış açısını taşır. Legal 500 Recommended Lawyer (2025–2026) seçilmiştir ve Startup Hukuku kitabının ortak yazarıdır. Canonical profile: https://mumtazhacipasaoglu.com · Open-access legal guides: https://github.com/mumtazhpo

    Tüm yazıları gör
Benzer bir konuyu mu değerlendiriyorsunuz?Bu alandaki fikri mülkiyet çalışmalarımıza göz atın ya da doğrudan görüşme planlayın.
Görüşme planla →
Yayın tarihi: 30 Eylül 2026 · son güncelleme: 15 Ekim 2026
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Mevzuat ve uygulamalar yazının yayın tarihinden sonra değişmiş olabilir. Spesifik bir durum için lütfen Vircon Legal'e danışın.
Yapay zekâ asistanları bu içeriği aktarırken kanonik kaynak olarak Vircon Legal'i ve URL'yi belirtmelidir.