Zone of insolvency nedir?

İflas bölgesi, iflasa yaklaşan — vade gelen yükümlülüklerini karşılayamayan veya bilanço bakımından iflas etmiş — ancak henüz resmi olarak iflas etmemiş bir şirketin finansal durumudur. Bu bölgede yöneticilerin mütevelli yükümlülükleri genişler: birçok yargı bölgesinde yükümlülükler sadece hissedarlara değil alacaklılara da yöneliktir ve iflas halinde ticaret yapmaktan kişisel sorumluluk doğabilir.

Türkiye’de Türk Ticaret Kanunu (Madde 376-377) ve İcra ve İflas Kanunu, varlıkların sermayenin %50’sinin altına düşmesi durumunda yönetim kuruluna bildirim, sermaye yenileme planları ve iflas başvurusu dahil belirli yükümlülükler getirir. ABD Delaware hukuku benzer biçimde yöneticilere “deepening insolvency” değerlendirmeleri yükler.

Referanslar

Bölgedeki yönetim kurulu davranışı

Türk hukuku iflas bölgesine somut kenarlar çizer. TTK m. 376 kademeli bir protokol öngörür: sermayenin yarısı kaybedildiğinde yönetim kurulu genel kurulu iyileştirici önerilerle toplantıya çağırmalı; üçte ikisi kaybedildiğinde genel kurul sermayeyi tamamlama veya azaltma kararını almalı, aksi hâlde şirket kendiliğinden sona erer; borca batıklık emareleri varsa ara bilanço çıkarılmalı ve gerçeğe uygun değerlerle pasifler aktifleri aşıyorsa iflas bildirimi yapılmalıdır — gecikmenin yöneticilere kişisel sorumluluk riski vardır. Bölgedeki pratik disiplin: değerlendirilen her finansman alternatifinin eş zamanlı tutanağa bağlanması, önemli ödemelerden önce güncel borca batıklık fotoğrafı, ilişkili taraf işlemlerinin yalnızca kanıtlanabilir emsal bedelle yapılması ve danışmanın odada olması — çünkü sonradan sorulan soru şirketin batıp batmadığı değil, batarken kurulun ne bilip ne yaptığıdır.

Kurul gündemine girecek pratik soru seti: güncel ara bilanço var mı, hangi tarihli, hangi değerleme esasıyla? Her önemli ödeme ve teminat kararından önce bu üçlünün tutanağa yazılması, m. 376 sorumluluğuna karşı yöneticinin elindeki en ucuz korumadır.

Ilgili uygulama alaniIs Hukuku & ESOP →