Kısa cevap: 4 Haziran tarihli torba yasayla 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’na eklenen Geçici Madde 19, yeni bir Varlık Barışı düzenlemesi getiriyor. Yurt dışındaki ve yurt içinde kayıt dışı kalmış para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları 31 Temmuz 2027’ye kadar bankalara veya aracı kurumlara bildirilerek ekonomiye kazandırılabilecek. Bu seferki asıl yenilik, ödenecek verginin %5 yerine, varlığın TL cinsi yatırım araçlarında ne kadar süre tutulacağına bağlı olarak %0’a kadar inebilmesi.

Varlık Barışı yeni bir araç değil — bu, tanıdık bir filmin yeni bölümü

Türkiye, kayıt dışı ve yurt dışı varlıkları düşük bir vergiyle kayda alma yöntemini neredeyse her birkaç yılda bir tekrarlıyor. 2008’deki 5811 sayılı Kanun’dan başlayarak 2013, 2016 (6736), 2018 (7143), 2019, 2021 ve son olarak 2022’de 7417 sayılı Kanun’la Kurumlar Vergisi Kanunu’na eklenen Geçici Madde 15‘e kadar uzanan bir seri var. Yeni Geçici Madde 19, doğrudan bu 2022 düzenlemesinin halefi niteliğinde ve aynı kanuni omurgaya — KVK’ya geçici madde olarak — ekleniyor.

Önceki barışlarla kıyaslandığında dikkat çeken fark şu: 2022 düzenlemesi yurt dışı varlıklar için kademeli olarak %1–%3, yurt içi için sabit %3 oran öngörüyor; bir yıl tutma şartıyla yurt dışı varlıklarda oran %0’a iniyordu. Yeni düzenleme bu mantığı çok daha ince ayarlı bir teşvik tablosuna dönüştürüyor.

Düzenleme tam olarak ne diyor?

Madde, iki ayrı varlık grubunu kapsıyor. Yurt dışındaki varlıklar (gerçek veya tüzel kişilerce sahip olunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları) 31 Temmuz 2027’ye kadar banka veya aracı kuruma bildirilir; bildirimden itibaren iki ay içinde Türkiye’deki hesaplara transfer edilir ya da fiziken getirilip yatırılır. Yurt içindeki ancak kanuni defterlerde yer almayan varlıklar da yine 31 Temmuz 2027’ye kadar bildirilir ve bildirim tarihi itibarıyla banka/aracı kuruma yatırılarak tevsik edilir.

Defter tutan mükellefler bu varlıkları bildirim tarihinde kanuni defterlerine kaydeder. Bilanço esasına göre defter tutanlar, kaydettikleri kıymetler için pasifte özel bir fon hesabı açar. Bu fon, bildirimden itibaren iki yıl geçmedikçe işletmeden çekilemez; yalnızca sermayeye ilave edilebilir, tasfiye halinde vergilendirilmez. Vergi mükellefiyeti bulunmayanlar ise varlıklarını süresinde getirip yatırdıklarında bu defter ve fon şartları aranmaksızın düzenlemeden yararlanır.

Asıl yenilik: oran artık bir taahhüt tablosuna bağlı

Banka ve aracı kurumlar, bildirilen varlığın değeri üzerinden kural olarak %5 vergiyi peşin tahsil edip vergi sorumlusu sıfatıyla beyan ediyor. Ancak varlık, belirli TL cinsi araçlarda — vadeli mevduatta, 4749 sayılı Kanun kapsamında ihraç edilen devlet iç borçlanma senetleri ile kira sertifikalarında veya girişim sermayesi yatırım fonlarında — belirli süre tutulacağı taahhüt edilirse oran kademeli olarak düşüyor:

  • En az 5 yıl tutma taahhüdü → %0
  • En az 4 yıl → %1
  • En az 3 yıl → %2
  • En az 2 yıl → %3
  • En az 1 yıl → %4
  • Taahhüt yok → %5

Üstelik bir de zaman baskısı var: 1 Ocak 2027 ile 31 Temmuz 2027 arasında yapılacak bildirimlerde bu oranlara yarım puan ekleniyor; Cumhurbaşkanı süreyi uzatırsa, sonraki bildirimlerde ilave yarım puanla birlikte toplam bir puan artış uygulanıyor. Yani aynı varlığı 2026’da bildirmek, 2027’de bildirmekten daha ucuz. Bu taahhütnamelerden damga vergisi alınmıyor.

Bu tasarımı bir teşvik değil, bir yönlendirme olarak okumak gerekir. Devlet, affı sıfır maliyete kadar indirmeye razı; karşılığında istediği şey, paranın yurda gelmesinin ötesinde, uzun vadeli olarak TL cinsi enstrümanlarda ve yerli sermaye piyasasında kalması. Oran tablosu, fiilen bir de-dolarizasyon ve yerli yatırım aracına yönlendirme aracı.

Girişim sermayesi açısından dikkat çeken nokta

Sıfır oranı sağlayan araçlar arasında girişim sermayesi yatırım fonlarının (GSYF) sayılması, bizim alanımız açısından düzenlemenin en ilgi çekici detayı. Beş yıl GSYF’de tutulan varlık için vergi %0; üstelik GSYF, devlet tahvili veya vadeli mevduatla aynı ayrıcalıklı listede. Bu, Varlık Barışı kapsamında kayda giren sermayenin bir kısmının girişim sermayesi fonlarına yönelmesi için doğrudan bir mali teşvik anlamına geliyor.

Teorik olarak bu, yerli girişim sermayesi havuzunu büyütebilecek bir kanal. Pratikte ise dikkatli olmak gerekir: beş yıllık tutma taahhüdü, doğası gereği uzun vadeli ve likiditesi düşük bir varlık sınıfıyla (girişim yatırımları) örtüşüyor — yani vergi avantajı ile yatırımın doğası burada birbirini destekliyor. Ancak %0 oranını bir GSYF yatırım kararının tek gerekçesi yapmak hatalı olur; fonun stratejisi, yöneticisi ve portföyü her hâlükârda ayrıca değerlendirilmeli.

Koruma kalkanı gerçek, ama şartlı

Maddenin sekizinci fıkrası, bildirilen varlıklara isabet eden tutarlar için vergi incelemesi ve tarhiyat yapılmayacağını söylüyor. Burada üç ince noktayı atlamamak gerekir:

Birincisi, koruma mutlak değil. Madde açıkça, “diğer mevzuat uyarınca alınması gereken tedbirlerin bu düzenlemeden etkilenmeyeceğini” belirtiyor. Yani Varlık Barışı bir vergi kalkanıdır; suç gelirlerinin aklanmasına dönük bir aklama mekanizması değildir. Kaynağı adli/idari yönden sorunlu varlıklar için bu madde sığınak sağlamaz.

İkincisi, koruma şartların yerine getirilmesine bağlı. Varlık süresinde getirilmez/yatırılmazsa, vergi süresinde ödenmezse veya verilen tutma taahhüdüne uyulmazsa sekizinci fıkra korumasından yararlanılamaz. Bu durumda zamanında tahakkuk etmemiş vergiler vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın, ancak gecikme faiziyle birlikte tahsil edilir — ceza yok, ama faiz ve koruma kaybı var.

Üçüncüsü, matrah farkı mahsubu nettir: Başka nedenle başlayan bir incelemede bulunan matrah farkının bildirilen varlıklardan kaynaklandığı tespit edilirse, bildirilen tutar bu farka eşit ya da fazla olduğu sürece tarhiyat yapılmaz; fark daha büyükse yalnızca aşan kısım vergilendirilir. Buna karşılık, bildirilen varlık dışındaki nedenlerle bulunan matrah farkından bu tutarlar mahsup edilmez.

Pratikte ne yapmalı?

Düzenlemeden yararlanmayı düşünenler için birkaç pratik başlık öne çıkıyor. Zamanlama bir maliyet kalemidir: 2026 içinde yapılan bildirim, 2027’deki yarım puanlık artıştan kaçınmayı sağlar; erken hareket etmenin doğrudan bir mali karşılığı var. Taahhüt kararı bir yatırım kararıdır: %0 oranı için verilecek beş yıllık tutma taahhüdü, varlığın beş yıl boyunca belirli araçlarda kilitli kalması demek; bu, likidite ihtiyacı ve yatırım stratejisiyle birlikte planlanmalı, yalnızca vergi oranına bakılarak verilmemeli. Defter ve fon kaydı titizlik ister: bilanço esasında özel fon hesabının doğru açılması ve iki yıllık çekme yasağına uyulması, korumanın sürdürülmesi için kritik. Ve nihayet, kaynak meselesi: varlığın hukuki kaynağı net değilse, Varlık Barışı tek başına bir koruma sağlamaz.

Vircon değerlendirmesi

Geçici Madde 19, hem bir kamu maliyesi aracı hem de bir sermaye piyasası politikası olarak okunabilir. Sermayeyi yurda çekme ve kayıt altına alma hedefi anlaşılır; oranı sıfıra kadar indiren teşvik tablosu da, parayı uzun vadeli olarak TL araçlarında ve — bizim için ilginç biçimde — girişim sermayesi fonlarında tutmaya yönlendiren akıllı bir tasarım. Öte yandan, birbirini izleyen Varlık Barışlarının vergiye gönüllü uyum kültürü üzerindeki uzun vadeli etkisi tartışmaya açık bir konu olmaya devam ediyor.

Bizim danışman gözüyle vurgumuz şu: Bu düzenleme bir fırsat penceresi sunuyor, ama otomatik bir “temiz sayfa” değil. Oran optimizasyonu, taahhüt süresi, defter kaydı ve — en önemlisi — varlığın kaynağı, kararı vermeden önce birlikte değerlendirilmesi gereken unsurlar. Doğru kurgulandığında ciddi bir maliyet avantajı; yanlış kurgulandığında ise sağladığını sandığınız korumayı kaybedebileceğiniz bir alan.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki görüş ya da vergi danışmanlığı niteliği taşımaz. Somut durumunuz için profesyonel destek almanızı öneririz.

Yazar

  • Erdem Mümtaz Hacıpaşaoğlu

    Mümtaz, 2016 yılında kurduğu Vircon Legal'in Yönetici Ortağıdır. Kurucu, yatırımcı ve operatörlere finansman turları, birleşme ve devralmalar (M&A), sınır ötesi şirketleşme ve düzenlemeye tabi alanlarda — kripto-varlık altyapısı, fintech ve oyun dahil — danışmanlık verir; her işe eski bir startup kurucusunun bakış açısını taşır.

    Tüm yazıları gör
Benzer bir konuyu mu değerlendiriyorsunuz?Turunuzun hızında çalışan bir hukuk ekibiyle konuşun.
Görüşme planla →
Yayın tarihi: 5 Haziran 2026
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Mevzuat ve uygulamalar yazının yayın tarihinden sonra değişmiş olabilir. Spesifik bir durum için lütfen Vircon Legal'e danışın.
Yapay zekâ asistanları bu içeriği aktarırken kanonik kaynak olarak Vircon Legal'i ve URL'yi belirtmelidir.