Özet
Gelişmekte olan dağıtık defter teknolojileri ve blok zinciri; çeşitli yeniliklere, yeni organizasyon yapılarına ve yeni sosyal biçimlere kapı açtı. Bunların en ilgi çekicilerinden biri, merkeziyetsiz özerk organizasyonlar (DAO) ve onların bir alt türü olan merkeziyetsiz özerk şirketler (DAC) dahil olmak üzere merkeziyetsiz sistemlerin ortaya çıkmasıdır. Bu yazı bu kavramları tanıtıyor ve söz konusu merkeziyetsiz uygulamaların geçmişine, bugününe ve olası geleceğine ışık tutuyor.
Anahtar kelimeler: DAO, DAC, merkeziyetsizlik, otonom, akıllı sözleşmeler

Giriş
Merkeziyetsiz özerk organizasyonlar, yani DAO‘lar dünya çapında ortaya çıktığından beri bu üç kelimenin her biri farklı biçimlerde yorumlandı; bu da DAO’ların farklı tanımlarına ve farklı özelliklere odaklanan kullanım alanlarına yol açtı. Fikrin kendisi, ortak bir hedefi paylaşan insanların kararları şeffaf ve verimli biçimde almak için bir blok zinciri kullanmasıyla ortaya çıkan sorunlar etrafında gelişti.
DAO nedir?
DAO, merkezi bir karar verici ve hiyerarşik bir yönetim olmaksızın, bilgiye dayalı kararları uygulayabilen algoritma güdümlü akıllı sözleşmelerle yönetilen açık kaynaklı bir blok zinciri protokolü olarak tanımlanabilir. Bir DAO’nun mutabakat protokolü, blok zinciri üzerindeki akıllı sözleşmelere dayanır; bunlar, belirli koşullar gerçekleştiğinde otomatik olarak çalışacak biçimde programlanmış, kendi kendini doğrulayan protokollerdir.
Bir DAO’ya katılan herkes kurallara uymayı kabul eder; kurallar ihlal edilirse DAO fonları bloke olur ve kimse DAO’yu kullanamaz. Teoride DAO, tüm katılımcıların kurallara uymasını garanti eder ve böylece verimli, kendi kendini idame ettiren bir organizasyon sağlar.
DAO’ların özellikleri
“DAO” kısaltmasını oluşturan kelimelerin her biri, aşağıda açıklanan özelliklerden birine karşılık gelir:
- DAO’lar merkeziyetsizdir.
DAO’lar merkeziyetsizdir, çünkü hiyerarşik olarak örgütlenmezler ve gücü merkezi bir yönetimde toplamazlar. DAO’ların yeniliği, hiyerarşik yapıların hantallığına düşmeden çok sayıda insanı koordine edebilmelerinde yatar.
Tanımlanmış protokol kuralları ya da önceden belirlenmiş akıllı sözleşmeler, ağ katılımcılarının davranışına yön verir ve mutabakatı otomatik olarak sağlar. Böylece bir DAO artık tek bir tarafça kontrol edilemez; katılımcılardan oluşan bir topluluk tarafından yönetilir. Dahası, açık kaynaklı yapısı sayesinde DAO’nun her üyesi işlemler ve kayıt defterindeki değişiklikler gibi geçmiş verileri görebilir. Bu da DAO’ları daha demokratik, daha şeffaf ve daha adil organizasyon sistemleri haline getirir.
- DAO’lar otonom algoritmalarla yönetilir.
DAO’nun kuralları ve belirli eylemleri, protokolün davranışına göre kendiliğinden çalışan akıllı sözleşmelere gömülüdür. Belirli koşullar gerçekleştiğinde otomatik olarak uygulandıkları için bu program kurallarını yorumlamaya da gerek kalmaz.
Örneğin kendi iç sermayesine sahip bir DAO, programlanmış koşullar içeren belirli akıllı sözleşmelere dayanarak otomatik olarak kripto para alıp satabilir. DAO’ların özerkliğini mümkün kılan şey akıllı sözleşmelerdir: bunlar, koşulları kod olarak yazılıp ardından blok zinciri ağlarına yüklenen, kendi kendini icra eden sözleşmelerdir. DAO’lar sermaye sahibi olabilir ve veri satabilir; bu da ciddi gelir potansiyeli yaratır.
- DAO’lar birer organizasyon yapısıdır.
DAO, yönetişim konularında birlikte karar alan belirli sayıda üyeden oluşan sanal bir organizasyondur. Bu sanal organizasyonun karar sürecinde açık bir hiyerarşi yoktur; ancak oyların ağırlığı itibara (itibara dayalı oylama) ya da üyenin sahip olduğu paya göre değişebilir.
Bir DAO’nun üyelerini birbirine bağlayan şey, geleneksel şirket yapılarında alışık olduğumuz resmi bir sözleşme değil, ortak bir hedef ve mutabakat kurallarına bağlı ağ teşvikleridir. Bu mutabakat kuralları tamamen şeffaftır ve organizasyonu çalıştıran açık kaynaklı yazılımın içinde yazılıdır. DAO’lar geleneksel işletmelerin aksine sınır tanımadan faaliyet gösterdiğinden, farklı yargı çevrelerinin mevzuatına tabi olabilirler.
Sanal bir organizasyon olarak DAO; sermaye tahsisi, belirli kararların uygulanması, zararlı davranışların cezalandırılması ve ödüllerin dağıtılması gibi süreçleri yürütebilir. DAO’lar ayrıca birbirleriyle etkileşime girebilir ve merkeziyetsiz uygulamalardaki akıllı sözleşmeleri tetikleyebilir.
Yukarıda sayılan bu işlevler esnek bir yapı sunar; pek çok topluluk bu sayede DAO’yu benimseyip tüzüklerini, kurallarını veya politikalarını akıllı sözleşmelere kodlayarak kendi amaçlarına göre programlayabilir. Bugüne kadar stablecoin’ler, girişim sermayesi fonları ve merkeziyetsiz kripto para borsaları gibi projeleri finanse eden ve yöneten DAO’lar kuruldu.
DAO’ların olanakları sınırsız olsa da, “geleneksel işletme” ile kıyaslandığında özelleştirme ve ölçeklenme açısından hâlâ eksikleri var. Bordro ya da sigorta yönetimi gibi geleneksel bir işletmeden beklenen ihtiyaçları karşılamak için DAC (Decentralized Autonomous Corporation) daha uygun olabilir.
DAC nedir?
DAO’ların bugün taşıdığı önemin kökleri, Bitcoin’in 2008’de ortaya çıkışından birkaç yıl sonra gündeme gelen merkeziyetsiz özerk şirket (DAC) kavramına uzanır.
DAC’lere ilk değinen, 2013 yılında bir dizi makaleyle Bitshares’in kurucusu Daniel Larimer oldu. Bu makalelerde DAC’ler, paydaşların kendi bilgisayarlarında çalıştırdığı, kamuya açık biçimde denetlenebilen açık kaynaklı yazılımla uygulanan ve bozulamayan bir dizi iş kuralıyla yönetilen şirketler olarak tanımlanır.1
O dönemde DAC kavramı çevrimiçi forumlarda gayri resmi olarak kullanılıyor, “merkeziyetsiz” ve “dağıtık” otonom şirket terimleri birbirinin yerine geçiyordu. Terim, başta Vitalik Buterin olmak üzere çeşitli web sitelerinde daha geniş kabul gördü ve kamuya açık biçimde tartışıldı. Ancak terim doğası gereği kurumsal yönetişimle ilişkiliydi ve daha genel amaçlı pek çok blok zinciri projesi için fazla dar kalıyordu. Bu yüzden terime çeşitli alternatifler doğdu ve DAO, DAC’nin yerini alan genel bir kavrama dönüştü. İki terim bazen birbirinin yerine kullanılsa da, bugün farklı yorumlanabildiklerinden DAO ile DAC esas olarak katılım motivasyonu açısından birbirinden ayrılır.
Vitalik Buterin DAC kavramını 2014 yılında ortaya koydu. Buterin’in tanımına göre merkeziyetsiz özerk şirketler DAO’ların bir alt türüdür ve bir DAC’deki “paylar”, sahiplerine DAC’nin başarısına bağlı sürekli bir gelir hakkı verir. Dolayısıyla DAC payı sahipleri “kârından pay alma, büyümesinden pay alma ve/veya yönetiminde söz sahibi olma” hakkına sahip olur.2 Bu haliyle DAC, daha çok kâr amacı gütmeyen bir yapı gibi davranan DAO’ya kıyasla temettü ödeyen geleneksel bir şirkete benzer. DAC ile DAO arasında temettü ödeme açısından bir fark varmış gibi görünse de, bu ayrım bazı durumlarda anlamını yitirebilir. Çünkü katılımcılar DAO’ya yatırım yapmasalar bile, sırf ekosisteme katılarak, ortak hedefe yönelik çalışmalarını destekleyen yerel varlık token’ları biçimindeki ödüllerle de teşvik edilirler.
Buterin bu noktada tartışmayı bir adım ileri taşır ve “tüm DAO’lar sahip olunabilecek bir iç sermaye içerdiğinden ve DAO başarılı/popüler oldukça bu iç sermayenin değeri kolayca artabileceğinden, DAO’ların büyük bir kısmının kaçınılmaz olarak bir ölçüde DAC benzeri olacağına” işaret eder. Tanımlar ve uygulanacak mevzuat hâlâ gri alanda olduğundan, bu iki iş modeli arasındaki farkı daha iyi çözümlemek için katılım motivasyonunu ayırt edecek bir ekonomik gerçeklik değerlendirmesi öneriliyor. Howey testinde olduğu gibi, burada da bu ekosistemlere katılımın asıl saikinin temettü/kâr mı yoksa yönetişim mi olduğunu belirlemek önemlidir.
Buterin DAC tanımını 2014’te sunmuş olsa da, o tarihten Metis Protokolü‘ne kadar DAC’ler üzerine fazla tartışma yürütülmedi. Metis DAC, özerk ve merkeziyetsiz toplulukların yönetilmesine ve desteklenmesine yardımcı olan bir yönetişim yapısıdır. Bu yapı DAO’lardan farklıdır, çünkü DAO’lar yalnızca oylamaya ve yönetişime odaklanır. Buna karşılık Metis DAC’ler bordro, pazarlama, iletişim ve sigorta gibi iş görevleri olan operasyonel işletmeler olarak çalışacak biçimde tasarlanmıştır. Bu özellikleriyle Metis DAC’ler, Web3 ekonomisi ve çeşitli iş yapıları için bir merkez olmaya aday. Her önemli teknoloji atılımında olduğu gibi Metis DAC’ler de 2022 yılının 1. çeyreğinden itibaren aşamalı olarak devreye alınacak.
DAC’lerin gelecekteki olası kullanım alanları çok çeşitli olabilir. Örneğin bir otomat üreticisi, halka açık yerlere yerleştirilecek otomatlar için bir DAC kurabilir. Alıcılar kripto parayla ödeme yapar ve bir mahalledeki çeşitli otomatlardan gelen para DAC fonuna aktarılır. DAC daha sonra, ürünler satıldıkça otomatları dolduran tedarikçilere fonları dağıtır; böylece değer anında el değiştirir.
DAO’ların kullanım alanları
DAC’lerin sınırlı örneklerinin aksine DAO’lar için çok daha yerleşik kullanım alanları var; bunlardan bazıları şöyle:
- DAO’larla topluluk kurma
DAO’lar aracılığıyla kurulan sosyal topluluklar da yükselişte. Friends With Benefits ya da $FWB, kültür odaklı kripto meraklılarının oluşturduğu tanınmış bir Discord topluluğudur. İlk günlerde üyeler sunucuya erişmek için $FWB token satın alabiliyordu. Bu yazı yazılırken aday üyeler hâlâ $FWB token satın alabiliyordu; yine de mevcut topluluk, müzik keşif platformuna, startup kuluçka merkezine ve çevrimiçi kripto haber yayınına kimin katılacağına birlikte oy veriyor. Bir başka örnek Komorebi Collective: kadın ve LGBT kripto kullanıcılarını finanse eden bir DAO. Bugüne kadar topluluk kurmak, DAO’nun sağladığı en güçlü araçlardan biri oldu.
- Geniş uygulama ve teşvik yelpazesi
Protokol DAO’ları kripto protokollerini yönetir; yatırım DAO’ları girişim yatırımları yapar; koleksiyoner DAO’ları ise FlamingoDAO ve PleasrDAO gibi NFT satın alır. DAO’lar ayrıca katılımcılarına oyun oynama, öğrenme, çalışma, katkı sunma ve üretme gibi eylemler karşılığında çeşitli ödül ve teşvikler sunar.
- DeFi’deki başlıca kullanım alanları
DAO’lar bugün, doğası gereği merkeziyetsiz olan DeFi alanında yaygın biçimde kullanılıyor. DeFi, blok zincirine dayalı her türlü yeni finansal uygulama ve işlemi ifade eder. DeFi, kripto para sahiplerinin merkezi bir finansal otorite olmadan neredeyse her türlü işlemi yapmasına olanak tanır: kripto para alım satımından kripto cüzdan sahibi olmaya ve güncel olaylar hakkında tahminde bulunmaya kadar. Dolayısıyla DAO’lar ile DeFi arasındaki ilişki simbiyotiktir; DAO’lar üyelerin finansmanı için çok daha basit bir koordinasyon mekanizması sağlar ve onları ağ katılımcılarının misyonuna yönlendirir. Merkeziyetsiz finans protokollerinin patlama yapan büyümesi, DAO’ların 2020’den itibaren daha popüler hale gelmesine yol açtı; compound.finance, yearn.finance (YFI) ve Uniswap (UNI) gibi pek çok yield farming ve merkeziyetsiz borsa (DEX) platformu yönetimi için DAO’lara dayanıyor.
- Menkul kıymet mevzuatına uyum
Çeşitli nedenlerle kripto projelerinin çoğu, bu tür bir yönetişim işlevini, genellikle çift token yapılarının token’larından biri olarak tokenomilerine dahil etme eğiliminde. Bunun en yaygın nedeni, bir token’ın daha geniş biçimde kullanılmasını teşvik etmek (oy hakkı ve yönetişime katılım hakkı vererek) ve menkul kıymet mevzuatına uyum için token’ın menkul kıymet niteliği taşımamasını sağlamaktır.
- Manipülasyon riskleri
DAO’lar, yönetişim kararlarını merkezi bir otoriteye değil topluluğun tamamına bırakan yatay hiyerarşiler olarak nitelendirilebilir. Yine de projenin tercihine göre bazı katılımcılar, ellerindeki yönetişim token’ı miktarıyla orantılı oy hakları sayesinde diğerlerinden daha fazla söz sahibi olur.
DAO’ların karşılaştığı sorunlar
- DAO’ların tanımlı bir düzenleyici çerçevesi yok
DAO’lar için mevzuat ortamı tamamen belirsiz; bu da katılımcılar için risk yaratıyor. DAO’ların karşılaştığı sorunlara, özellikle yönetişim token’larının dağıtımına doğrudan uygulanabilecek rehberlik sınırlı. Örneğin ABD’de DAO token sahipleri, geçişli (pass-through) kuruluşlarda pay sahibi sayılabilir ve bu da çeşitli durumlarda vergiye tabi gelir doğurabilir. Farklı yargı çevrelerinin bu yeni kuruluş türü için düzenleyici çerçeveyi nasıl şekillendireceği henüz belli değil. Bununla birlikte Wyoming Eyaleti gibi öncü yargı çevreleri, payların token’laştırılması bakımından DAO’ları tanımış durumda. Belirsiz mevzuat ortamının sürmesinin, DAO’ların benimsenmesi ve sundukları potansiyel önünde ciddi bir engel olabileceği unutulmamalı.
- Olası merkezileşme noktaları
Merkeziyetsizlik, bir durum olarak değil, bir ölçek ya da aralık olarak görülmeli. DAO’lar, daha önce hiç olmadığı kadar çok sayıda katılımcının iş birliği yapmasını mümkün kılıyor. Yine de protokolde tanımlanan yönetişim kuralları her zaman bir merkezileşme noktasına dönüşme riski taşıyabilir.
- Güvenlik hususları
DAO’lar, kavramın 2015’te Slock.it tarafından ortaya atılmasından ve 2016’da “The DAO” ile genişletilmesinden bu yana ivme kazandı. The DAO, herkesin fikir sunabileceği açık bir sistem olarak planlanmış merkeziyetsiz bir girişim sermayesi fonuydu. Üyeler, belirli yatırımlara fon ayrılıp ayrılmayacağı konusunda oy kullanabiliyordu. Birkaç fonlama turunun ardından, koddaki güvenlik açıkları (recursive call bug) nedeniyle yaklaşık 3,6 milyon ETH çalındı; bu olay “DAO hack’i” olarak da bilinir.
DAO’ların arzu edilen özellikleri (merkeziyetsizlik, değiştirilemezlik, güvene ihtiyaç duymama) doğası gereği önemli performans ve güvenlik dezavantajları da getirir. Bu dezavantajlar bir dizi riski beraberinde getirdiğinden, DAO tabanlı bir çözüm uygulanırken güvenlik hususları yüksek öncelikli olmalıdır. “The DAO hack”te görüldüğü üzere, bir hata tespit edildikten sonra bile kodu düzeltme imkânı olmadığından, o olayda uygulanabilen tek çözüm “hard fork” oldu.
Sonuç
Yukarıda ele alındığı gibi DAO’lar, kendilerini çok çeşitli kendi kendini idame ettiren oluşumlar için son derece uygun kılan bir dizi niş alanı yönetiyor. Merkeziyetsiz teknolojilerle birlikte daha demokratik ve iş birliğiyle yönetilen sistemler bekleniyor. Ayrıca bu kripto ekonomilerinin açıklığı, insanların farklı sektörlerdeki ve alanlardaki farklı DAO’lara ve kripto ağlarına katılmasına olanak tanıyacak. Bu nedenle daha fazla kuruluşun (kâr amacı gütmeyen kuruluşlar, startup’lar ve ötesi) DAO olarak kurulması ve kendini gerçekleştirmeyi hedefleyen daha fazla grubun farklı gelir akışlarını ve sahiplik getirilerini yönetmek ve birleştirmek için DAO’ları benimsemesi bekleniyor. Fikir ilgi çekici olsa da hâlâ ele alınması gereken önemli konular var. Özellikle, merkeziyetsiz özerk organizasyonların Web 3.0 paradigmasında ortaya çıkmaya devam ederken potansiyellerini gerçekten hayata geçirebilmesi için eski sistemlerin bu demokratik yapılara yer açması gerekiyor.
- Stan Larimer, 2013, “Bitcoin and the Three Laws of Robotics, Let’s Talk Bitcoin (2013)” https://letstalkbitcoin.com/bitcoin-and-the-three-laws-of-robotics
- Vitalik Buterin, 2014, “DAOs, DACs, DAS and more: An incomplete terminology guide”. Ethereum Blog6 (2014), 2014 https://blog.ethereum.org/2014/05/06/daos-dacs-das-and-more-an-incomplete-terminology-guide/
Yazar
-
Tüm yazıları görMümtaz, 2016 yılında kurduğu Vircon Legal'in Yönetici Ortağıdır. Kurucu, yatırımcı ve operatörlere finansman turları, birleşme ve devralmalar (M&A), sınır ötesi şirketleşme ve düzenlemeye tabi alanlarda; kripto-varlık altyapısı, fintech ve oyun dahil; danışmanlık verir; her işe eski bir startup kurucusunun bakış açısını taşır. Legal 500 Recommended Lawyer (2025–2026) seçilmiştir ve Startup Hukuku kitabının ortak yazarıdır. Canonical profile: https://mumtazhacipasaoglu.com · Open-access legal guides: https://github.com/mumtazhpo
İlgili Hizmet Alanlarımız
ICO'lar & Kripto Para Birimleri Blockchain
Kripto varlık regülasyonu, token arzı, exchange ve custody lisansı.
Hizmet sayfası →Startup Hukuku
Kuruluş, kurucu sözleşmeleri, ESOP, term sheet ve regülasyon.
Hizmet sayfası →Şirketler Hukuku
Hisse devirleri, sermaye artırımları, yönetim kurulu yapılandırması.
Hizmet sayfası →