5. Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları — Vircon Legal

Geçtiğimiz haftasonu Ankara Ticaret Odası tarafından düzenlenen 5. Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları‘nda Vircon Legal’i Yönetici Ortağımız Erdem Mümtaz Hacıpaşaoğlu temsil etti. Hukuk ve yapay zekâ ilişkisinin ele alındığı oturumda Hacıpaşaoğlu, Cem Şanap, Orhan Fahri Başçavuşoğlu ve Serdar Ülkü ile birlikte sahne aldı. Soru-cevap kısmı oturum süresini aşacak kadar yoğun bir ilgi gördü.

Oturumun ve oturum dışında meslektaşlardan en sık gelen “peki bu yeni dünyada avukatlık nasıl olacak?” sorusunun merkezindeki tez netti: Yapay zekâ, hukukun “ihlal maliyetlidir, caydırıcılık çalışır, sorumluluk tek aktöre atfedilir” varsayımlarını aynı anda çökertiyor; sürtünmenin sıfırlandığı bu yeni dünyada hem hukuki risk katmanlarını yeniden çerçevelemek hem de mesleğin formunu yeniden tasarlamak gerekiyor.

I. Yapay zekânın hukuki zemini: “önce yap, sorulursa cevap ver”

Hacıpaşaoğlu, konuşmasına bugün kullanılan büyük dil modellerinin ciddi bir hukuk esnetme silsilesi üzerine inşa edildiğini hatırlatarak başladı. Telifli kitaplar, lisanssız görseller, robots.txt’i hiçe sayan kazımalar — sektörün hikâyesi büyük ölçüde “önce yap, sorulursa sonra cevap ver” — ya da ekosistemde daha sık duyulan haliyle “özür dilemek izin istemekten daha kolaydır” — stratejisinin hikâyesi. Getty v. Stability AI, NYT v. OpenAI, Authors Guild davası, Sarah Silverman, GitHub Copilot davaları — hepsi aynı temel soruya bakıyor: izinsiz öğrenme ihlal midir? 2011’deki Naruto v. Slater (maymun selfie) davası bile bugünün “AI üretiminin sahibi kim?” tartışmasına şaşırtıcı biçimde dokunuyor.

Bir prompt kadar yakın: sürtünmenin sıfırlanması

Konuşmanın kırılma noktası şu tespitti: artık hukuk ihlaline bir prompt kadar yakınız. Eskiden bir taklit, sahtecilik veya kimlik istismarı için uzmanlık, ekipman, zaman ve çoğu zaman da suç ortağı gerekirdi; bu sürtünme hukukun dolaylı bir koruma katmanıydı. Bugün tek satırlık bir promptla deepfake, taklit ses, lisanssız görsel ve başkasının tarzında metin üretilebiliyor. Hacıpaşaoğlu, bu durumun hukukun üç temel varsayımını birden çökerttiğini vurguladı: ihlalin maliyetli olduğu, caydırıcılığın işlediği ve sorumluluğun tek bir aktöre atfedilebileceği varsayımları. Promptu yazan mı, modeli yapan mı, platformu sunan mı, veriyi sağlayan mı — klasik araçlar bu hıza ve dağınıklığa yetişemiyor.

Sonuç tek bir net cümleydi: bu araçları kullanmayacak değiliz, kullanmalıyız da. Ancak modelin eğitim verisi, üretilen çıktı ve kullanıcının girdisi — üçünün de ayrı birer hukuki risk katmanı olduğunu bilerek kullanmak gerekiyor.

II. Peki avukatlık mesleği bu dünyada nasıl devam edecek?

Oturumun ardından meslektaşlardan en sık gelen soru buydu. Hacıpaşaoğlu’nun cevabı, Vircon Legal’in son dönemde kendi pratiğinde hayata geçirdiği dönüşümlerden geçiyor.

Müvekkil ilişkisi değişti

Eskiden başka avukatlardan ya da farklı uzmanlık alanlarındaki meslektaşlardan gelen sorulara sıkça yanıt verilirdi. Bugün bu sorular Claude, Gemini ve OpenAI‘dan geliyor; müvekkiller çoğu zaman hangi dil modelinin sorusunu yönelttiklerini açıkça söylüyor. Hacıpaşaoğlu, bu durumla savaşmanın anlamlı olmadığını, “yapay zekâ şunu diyor, siz ne diyorsunuz?” sorusunu her geçen gün daha kaliteli hale gelen bir fikir jimnastiği olarak gördüğünü ifade etti.

Fiyat modeli yeniden kuruldu

Hukuk büroları büyük ölçüde saat ücretiyle çalışıyor. Hacıpaşaoğlu’na göre yapay zekâyla yarışmak yerine fiyat modelini ve ekip yapısını ona göre yeniden kurmak gerekiyor. İki yol vardı: ya “yapay zekâ verimimizi artırıyor” diyerek saat ücretini yükseltmek, ya da fiyatı düşürüp hukuk hizmetini erişilebilir tutmak. Vircon Legal ikinci yolu tercih etti: sektörde retainer olarak bilinen, Vircon Legal’in yıllardır “lawyer as a service” olarak adlandırdığı modeli, özellikle erken aşama girişimciler için hukukun erişilebilir kalacağı bir fiyata indirildi. Proje olması zorunlu olmayan işlerin tamamı bu modele taşındı.

Yapay zekâ kullanımı: dibine kadar, ama hibrit

Vircon Group dönemlerinden bu yana kendi dil modelini kullanan ekipte, kapasiteler geliştikçe riskler de arttı. Hacıpaşaoğlu, müvekkil verilerindeki mahremiyet, ticari sır ve kişisel veri boyutu nedeniyle bugün lokal dil modellerinin hibrit bir mimaride kullanıldığını belirtti: her türlü müvekkil verisinin ilk işlemi lokalde gerçekleşiyor; parametre kapasitesi aradığımız yetkinliği karşılamıyorsa yerelde mutlaka takma adlılaştırma yapılıyor. Yani hiçbir müvekkil verisi, müvekkilin kim olduğunu ortaya çıkarabilecek halde dış sistemlere gitmiyor.

Ekipler küçülüyor, odak derinleşiyor

Hacıpaşaoğlu, hukuk ofislerinde ekiplerin küçüldüğünü, Vircon Legal’in de bu yolu izlediğini söyledi. Bu küçülmeyi bir kayıp olarak değil bir odaklanma olarak görüyor: daha az kişiyle, daha derin uzmanlıkla, daha az ama daha doğru iş. “Solopreneur” akımının bir benzerinin hukuk dünyasında da daha sık görüleceğini öngörüyor.

Kapanış: bugünkü formuyla avukatlık kalmayacak

Hacıpaşaoğlu’nun samimi öngörüsü şu: piyasa daralıyor, ödemeler dengesi her geçen gün daha kötüye gidiyor ve bugünkü formuyla avukatlık kalmayacak. Ancak yerine gelenin de illa kötü olmadığını düşünüyor — daha uzman, daha az kalabalık, yapay zekâyla koordine bir meslek. Vircon Legal olarak bu geçişi şimdiden yapmayı tercih ettiklerini belirten Hacıpaşaoğlu, davet için Ankara Ticaret Odası’na ve Cem Şanap‘a teşekkürlerini iletti.

Bu oturumda öne çıkanlar

Bültenin tamamına LinkedIn üzerinden ulaşabilirsiniz.

Author