24 Mayıs 2024’te CoinDesk Türkiye‘nin Haftaya Bakış canlı yayınına bağlanan Yönetici Ortağımız Erdem Mümtaz Hacıpaşaoğlu, SEC’in spot Ethereum ETF başvurularına verdiği 19b-4 onayını ve önümüzdeki dönemde Türkiye’deki kripto varlık taslağıyla birlikte oluşacak hukuki çerçeveyi değerlendirdi.
Yayının merkezindeki tez netti: SEC’in 19b-4 onayı, spot Ethereum ETF’leri için kapıyı araladı ama ticari başlangıç için S-1 başvurularının da onaylanması gerekiyor; bu arada Türkiye’de TBMM’ye sunulan kripto varlık taslağı, MiCA çizgisinde okunabilir bir mimari kurarak SPK’yı bütün token türleri için baskın otorite konumuna getiriyor.
Ethereum ETF: iki aşamalı onay ve 10 günlük idari pencere
Mümtaz, Ethereum ETF onayının iki aşamalı bir süreç olduğunu vurguladı: 19b-4 onayı, SEC’in üst kurulundan değil alt ekiplerden gelen, idari yetki devriyle verilen bir onay; süreç sonrası 10 günlük bir idari pencere içinde itiraz mümkün ve sonrasında S-1 başvurularının da onaylanması gerekiyor. “Sevinmek için biraz erken” diyen Mümtaz, 9 gün içinde itiraz gelmemesi halinde ticari tarafta Ethereum ETF’lerinin görüleceğini ifade etti. Bitcoin ETF süreciyle karşılaştırma yapıldığında, Bitcoin ETF’lerinin onayını engelleyici davalar nedeniyle çok sancılı geçtiğini, Ethereum’da ise araya giren bir davanın olmamasının süreci görece hızlandırdığını aktardı.
Geleneksel finans ile kripto arasında köprü
Mümtaz, kripto varlık ETF’lerinin geleneksel finans ile kripto arasında çok önemli bir köprü kurduğunu vurguladı: ETF’ler arttıkça geleneksel finans tarafındaki yatırımcıların kripto adaptasyonu hızlanıyor, kurumsal fonlar tarafında ETH alımları artıyor ve genel halk için kriptoya erişim kolaylaşıyor. Bu açıdan onay süreci ekosistem için “güzel bir haber” olarak konumlandı.
Seçim baskısı ve SEC’in hukuki bağımsızlığı
Kasım’daki ABD seçimlerinin SEC üzerindeki baskısı sorulduğunda Mümtaz, regülatörlerin hukuken merkez idareden ayrı konumlandığını, bizim hukukumuza göre Amerika’da SEC’in çok daha bağımsız olduğunu hatırlattı; ancak siyasi rüzgarlardan tam soyutlanmanın pratikte mümkün olmadığını belirtti. Trump’ın kripto karşıtı çizgiden kripto bağışı toplayan ve ekosistemle yakınlaşan bir aday hattına geçişi, ekosistemin influencer’larının baskısı, kripto varlıkların sınıflandırılmasında yıllar öncesinden kalma testlerin (Howey) hâlâ kullanılıyor olması ve giderek artan kurumsal etki — bunların hepsi SEC’in pozisyonunu çerçeveleyen değişkenler olarak değerlendirildi.
Staking, security tartışması ve sadeleşen tanımlar
Mümtaz, ETF başvurularında staking kısmının kaldırılarak revize edilmesini, Ethereum’un uzun yıllardır süren menkul kıymet (security) tartışmasıyla birlikte ele aldı. Proof of stake ile staking kavramlarının regülatörler tarafından bile zaman zaman karıştırıldığını, Türkiye’deki kripto varlık yasa tarafında da benzer izlerin görüldüğünü söyledi. Yeni dönemde Ethereum’un çok daha anlaşılır bir hukuki kategoriye dönüşeceğini, kurumsallaşma ve ETF süreciyle birlikte tanımların sadeleşeceğini öngördü; merkeziyetsiz cephenin geleneksel finansa ödün verdiği bir trade-off’un yönetilmek zorunda olduğunu vurguladı.
Pandora’nın kutusu: diğer projeler için ETF
Solana, Avalanche ve hatta PancakeSwap (CAKE) gibi tokenlar için ETF başvurularının da gündeme geldiği tartışmasında Mümtaz, şahsi görüşünün “Pandora’nın kutusu açıldı” olduğunu ifade etti. Bitcoin ve Ethereum sonrası eklenebilecek 5 farklı tokenın da hiç fena ilerlemediğini, emsal teşkilinin diğer projelerin onaylarını çok daha hızlandıracağını söyledi. Ancak yüzeyin altında regülatörle aylar — hatta yıllarca süren lobi, ilişki kurma ve kamuoyu inşası süreçleri olduğunu hatırlattı; bugün başlayan bir projenin kısa vadede harekete geçmesinin mümkün olmadığını, orta-uzun vadede ise rüzgarın açıkça onaylar yönünde olduğunu belirtti.
Türkiye kripto varlık taslağı: MiCA çizgisinde, SPK’nın güçlendirildiği bir mimari
TBMM’ye sunulan kripto varlık taslağını “hukukçu perspektifinden öylesine yazılmış, kafadan atılmış bir taslak” olmadığını söyleyen Mümtaz, Kasım’dan beri yedi ana taslak değişikliğinin sonucunda ortaya çıkan metnin, token sınıflandırması itibariyle MiCA’nın (Avrupa’nın kripto varlık regülasyonunun) okunduğunu ve anlaşılmaya çalışıldığını gösterdiğini aktardı. ABD modelinde menkul kıymet tokenlar SEC altında, diğer tokenlar farklı regülatörler altında konumlanırken Türkiye’de çıkardığınız token ne olursa olsun (meme token dahil) SPK altında görünüyor — bu yönüyle güçlü bir merkezîleştirici düzenleme.
İçeride tüketiciyi koruma yaklaşımının belirgin olduğunu söyleyen Mümtaz, yönetim kurulu sorumluluğunun artırılmasını, olası ihlallerde 5 yıla kadar hapis cezasına varan yaptırımları ve yüksek idari para cezalarını öne çıkardı. KYC ve AML tarafının çok sıkı düzenlendiğini, ikincil düzenlemelerle birlikte etkilerinin daha belirgin görüleceğini ifade etti. Bununla birlikte lisans ücretleri, sermaye yeterliliği, geçiş süreci uzunluğu gibi pek çok başlıkta büyük bir belirsizlik olduğunu, taslağın çıkışından itibaren bir ay içinde başvuru veya üç ay içinde kapatma kararı gerektiren kısa geçiş süresinin sektörü hızlı konumlanmaya ittiğini belirtti.
Konumlanmak için doğru zaman
Mümtaz, geçiş sürecinde regülatörün halihazırda mevcut oyuncularla farklı bir ilişki içinde olacağını, dolayısıyla onlara daha yumuşak bakmak durumunda kalacağını söyledi. 1 Temmuz’da meclisin kapanmasıyla birlikte yasanın Temmuz’a kalmadan hayata gireceği öngörüsünü paylaştı. Bu açıdan Türkiye’de konumlanmak isteyen yerli ve yabancı borsalar için “dakika sayılan anlar” olarak çerçeveledi.
Bu yayında öne çıkanlar
- İki aşamalı onay: 19b-4 + S-1 ve 10 günlük idari pencere
- Köprü etkisi: ETF’ler geleneksel finansla kriptoyu yakınlaştırıyor
- Seçim baskısı: SEC hukuken bağımsız ama siyasi rüzgarın tam dışında değil
- Staking ve security: Tanımlar sadeleşiyor, merkeziyetsiz cephe ödün veriyor
- Pandora’nın kutusu: Diğer projelerin ETF onaylarının önü açıldı
- Türkiye taslağı: MiCA çizgisi, SPK’nın baskınlığı, tüketici koruması
- Konumlanma: Yasa Temmuz’dan önce yürürlüğe girecek, dakikalar sayılı